Hikaye
Avukata gitmeden önceki son ayı yaşıyorduk. Çocukların yanında susuyor, odalara çekilince kapıları çarpıyorduk. İkimiz de haklıydık kendi hikâyemizde. Sorun şuydu: karşı tarafın hikâyesini duymuyorduk.
Görüşmeye “belki işe yaramaz” diyerek geldik. İlk seansın yarısında ikimiz de serttik. Sonra bir cümle kuruldu, yıllardır söylenmeyen. Kimse mucize yaratmadı. Ama o gün evde ilk kez birbirimize hakaret etmeden oturduk. Sonraki görüşmelerde meseleler teker teker açıldı: para, saygı, kaynana, ihmal… Hepsi masadaydı.
Bugün hâlâ tartışıyoruz. Ama tartışma yıkım değil. Yuva duruyor. Çocuklar kahvaltıda gülüyor. “Keşke daha önce gelseydik” demek kolay; önemli olan gelmiş olmak. Biz geldik, ve bu fark etti.